Sarp
New member
Perran Kutman Sarıtaş Kimdir? Bir Oyuncunun Adından Bir Okula Uzanan Hikâye
Bir akşam eski Türk dizilerinden birinin bölümlerine göz atarken karşıma tanıdık bir isim çıktı: Perran Kutman Sarıtaş. İlk anda bunun Perran Kutman’ın kullandığı farklı bir sahne adı olduğunu düşündüm. Sonra biraz araştırınca hikâyenin başka bir yere çıktığını fark ettim. İstanbul’un Sancaktepe ilçesinde, Perran Kutman Sarıtaş adını taşıyan bir okul vardı.
İşte tam burada insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Bir oyuncunun adı neden bir okula verilir?
Bu sorunun peşine düşünce, konu yalnızca Türk sinemasının sevilen bir oyuncusunun biyografisi olmaktan çıkıyor. Karşımıza tiyatro, televizyon, Yeşilçam, mahalle kültürü, eğitim ve toplumsal sorumlulukla kesişen uzun bir hayat hikâyesi çıkıyor.
Üstelik burada küçük ama önemli bir ayrıntıyı baştan belirtmek gerekiyor: “Perran Kutman Sarıtaş” ayrı bir sanatçı değildir. Bu ad, oyuncu Perran Kutman’ın müzisyen eşi Koral Sarıtaş ile olan soyadı bağlantısını ve aynı zamanda Sancaktepe’de onun adıyla yaşatılan eğitim kurumunu ifade eder. Perran Kutman’ın özel hayatında Koral Sarıtaş ile evliliği bulunurken, sanat hayatında geniş kitlelerin tanıdığı isim Perran Kutman’dır. Hürriyet+1
Hikâyenin Başlangıcı: İstanbul’da Bir Sahne Işığı
Perran Kutman’ın hikâyesini anlamak için televizyon ekranlarından biraz geriye gitmek gerekiyor.
1949 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Perran Kutman, İstanbul Belediye Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nde eğitim aldı. Profesyonel tiyatro hayatına 1967 yılında Ulvi Uraz Tiyatrosu’nda başladı. Daha sonra Nisa Serezli, Sezer Sezin ve çeşitli tiyatro topluluklarıyla çalıştı. Sahne deneyimi, onun ilerleyen yıllarda kamera karşısındaki oyunculuğunun da temelini oluşturdu. Haberler+1
Burada dönemin Türkiye’sini de düşünmek gerekiyor.
1960’ların sonlarında televizyon henüz bugünkü kadar hayatın merkezinde değildi. Bir oyuncunun tanınması için tiyatro sahnesinde kendisini kanıtlaması, sinema filmlerinde yer alması ve izleyiciyle farklı kanallardan bağ kurması gerekiyordu.
Bugün birkaç sosyal medya paylaşımıyla milyonlara ulaşmak mümkün. O yıllarda ise bir oyuncunun yüzünün insanların hafızasına yerleşmesi çok daha uzun bir yolculuktu.
Perran Kutman bu yolculuğun içinden geçti.
Önce sahne…
Sonra sinema…
Ardından televizyon…
Ve sonunda Türkiye’nin ortak hafızasında yer eden karakterler.
Yeşilçam Yılları: Komedinin İçinden Toplumu Görmek
Perran Kutman’ın sinemadaki yükselişi, Yeşilçam’ın hareketli dönemlerinden birine denk geldi.
“Köyden İndim Şehire”, “Salak Milyoner”, “Hababam Sınıfı”, “Gırgıriye” gibi yapımlar, yalnızca insanları güldüren filmler değildi. Aynı zamanda Türkiye’nin sosyal değişimini de perdeye taşıyorlardı.
Köyden kente göç, sınıf farklılıkları, mahalle ilişkileri, aile yapısı, kadınların toplumsal konumu, ekonomik sıkıntılar ve şehirleşme gibi meseleler çoğu zaman mizahın içine gizleniyordu.
Perran Kutman’ın oyunculuğunu ilginç kılan noktalardan biri de burada ortaya çıkıyor.
Komedi oynarken karakterlerini yalnızca “güldüren kadın” kalıbına hapsetmiyordu.
Onların öfkesi vardı.
Korkuları vardı.
Hırsları vardı.
Yanlış kararları vardı.
Ama en önemlisi, hayatla mücadele biçimleri vardı.
Bu yüzden yıllar sonra bile bazı karakterleri hatırlanabiliyor.
Bir karakterin komik olması, onun yüzeysel olması anlamına gelmiyordu.
Perihan Abla: Bir Mahalle Karakterinden Fazlası
Perran Kutman denildiğinde pek çok kişinin aklına ilk olarak “Perihan Abla” geliyor.
1986 yılında TRT ekranlarında başlayan dizi kısa sürede geniş bir izleyici kitlesine ulaştı. Yapımın gördüğü ilgi üzerine yayın hayatı TRT 1’de devam etti. Perihan karakteri, yalnızca bir televizyon kahramanı değil, adeta mahallede herkesin tanıdığı bir komşuya dönüştü. Hürriyet+1
Bence bu karakterin asıl gücü burada yatıyor.
Perihan Abla dünyayı değiştirecek büyük laflar etmiyordu.
Çoğu zaman insanların gündelik problemleriyle ilgileniyordu.
Birinin aile kavgası…
Başkasının aşk meselesi…
Mahallede çıkan bir anlaşmazlık…
Gençlerin gelecekle ilgili kaygıları…
Bunların hepsi onun dünyasına giriyordu.
Ve burada çok ilginç bir toplumsal tablo ortaya çıkıyordu.
Mahalle kültüründe bazı erkek karakterler sorunları daha doğrudan çözmeye, “Ne yapacağız?” sorusuna hızlıca yanıt bulmaya çalışırken; kadın karakterler çoğu zaman insanların arasındaki kırgınlıkları, geçmişten gelen meseleleri ve duygusal bağları hesaba katıyordu.
Fakat bunu “erkekler böyledir, kadınlar şöyledir” diye okumak bence yanlış olur.
Asıl mesele, farklı çözüm biçimlerinin aynı hikâyede birbirini tamamlamasıdır.
Örneğin kurgusal olarak mahallede bir elektrik sorunu çıktığını düşünelim.
Ahmet hemen ustayı arar, masrafı hesaplar, sorunun kaynağını bulur ve çözüm planını çıkarır.
Ayşe ise aynı anda yaşlı komşunun bu kesintiden neden bu kadar korktuğunu, çocukların neden huzursuz olduğunu ve iki komşunun zaten eski bir tartışma nedeniyle birbirine küstüğünü fark eder.
Ahmet'in yaklaşımı gereklidir.
Ayşe'nin yaklaşımı da.
Biri sorunu çözmeye çalışırken diğeri sorunun insanlar üzerindeki etkisini görür.
İşte Perran Kutman'ın canlandırdığı birçok karakterde bizi yakalayan taraflardan biri de bu insani genişliktir.
Perran Kutman Sarıtaş Adının Asıl Hikâyesi: Eğitim
Hikâyenin belki de en dikkat çekici bölümü burada başlıyor.
Perran Kutman, sanat kariyerinin yanında eğitime katkı sağlayan bir girişimde bulundu ve İstanbul’un gelişmekte olan bölgelerinden Sancaktepe’de kendi adıyla anılan bir okulun yapılmasına öncülük etti.
Perran Kutman’ın verdiği bir röportajda, okul yaptırma düşüncesinin kendisi için çok önemli bir hayal olduğunu anlattığı görülüyor. Okulun uzun yıllar boyunca öğrencilerin eğitim aldığı bir kurum olarak faaliyet göstermesi, sanatçının ekranlardaki kariyerinden farklı bir miras oluşturdu. KOMPAS.com
Bugün Millî Eğitim Bakanlığına bağlı Perran Kutman Sarıtaş İlkokulu ve Perran Kutman Sarıtaş Ortaokulu Sancaktepe’de eğitim faaliyetlerini sürdürüyor. Okulların resmî MEB sayfalarında kurumların adresi Akpınar Mahallesi olarak belirtiliyor. perrankutmansaritas.meb.k12.tr+1
İşte burada “ünlü olmak” ile “iz bırakmak” arasındaki farkı düşünmek gerekiyor.
Bir oyuncunun filmleri yıllar sonra unutulabilir.
Bir dizinin bölümleri arşivlerde kalabilir.
Ama bir çocuğun eğitim aldığı okul, çok daha farklı bir süreklilik yaratır.
Çünkü o çocuk büyür.
Bir meslek sahibi olur.
Başka insanlara dokunur.
Belki öğretmen olur.
Belki mühendis.
Belki doktor.
Belki sanatçı.
Belki de kendi mahallesinde insanların hayatını değiştiren bir işe girişir.
Dolayısıyla bir okul binasının etkisi, yalnızca duvarlarıyla ölçülemez.
Bir akşam eski Türk dizilerinden birinin bölümlerine göz atarken karşıma tanıdık bir isim çıktı: Perran Kutman Sarıtaş. İlk anda bunun Perran Kutman’ın kullandığı farklı bir sahne adı olduğunu düşündüm. Sonra biraz araştırınca hikâyenin başka bir yere çıktığını fark ettim. İstanbul’un Sancaktepe ilçesinde, Perran Kutman Sarıtaş adını taşıyan bir okul vardı.
İşte tam burada insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Bir oyuncunun adı neden bir okula verilir?
Bu sorunun peşine düşünce, konu yalnızca Türk sinemasının sevilen bir oyuncusunun biyografisi olmaktan çıkıyor. Karşımıza tiyatro, televizyon, Yeşilçam, mahalle kültürü, eğitim ve toplumsal sorumlulukla kesişen uzun bir hayat hikâyesi çıkıyor.
Üstelik burada küçük ama önemli bir ayrıntıyı baştan belirtmek gerekiyor: “Perran Kutman Sarıtaş” ayrı bir sanatçı değildir. Bu ad, oyuncu Perran Kutman’ın müzisyen eşi Koral Sarıtaş ile olan soyadı bağlantısını ve aynı zamanda Sancaktepe’de onun adıyla yaşatılan eğitim kurumunu ifade eder. Perran Kutman’ın özel hayatında Koral Sarıtaş ile evliliği bulunurken, sanat hayatında geniş kitlelerin tanıdığı isim Perran Kutman’dır. Hürriyet+1
Hikâyenin Başlangıcı: İstanbul’da Bir Sahne Işığı
Perran Kutman’ın hikâyesini anlamak için televizyon ekranlarından biraz geriye gitmek gerekiyor.
1949 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Perran Kutman, İstanbul Belediye Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nde eğitim aldı. Profesyonel tiyatro hayatına 1967 yılında Ulvi Uraz Tiyatrosu’nda başladı. Daha sonra Nisa Serezli, Sezer Sezin ve çeşitli tiyatro topluluklarıyla çalıştı. Sahne deneyimi, onun ilerleyen yıllarda kamera karşısındaki oyunculuğunun da temelini oluşturdu. Haberler+1
Burada dönemin Türkiye’sini de düşünmek gerekiyor.
1960’ların sonlarında televizyon henüz bugünkü kadar hayatın merkezinde değildi. Bir oyuncunun tanınması için tiyatro sahnesinde kendisini kanıtlaması, sinema filmlerinde yer alması ve izleyiciyle farklı kanallardan bağ kurması gerekiyordu.
Bugün birkaç sosyal medya paylaşımıyla milyonlara ulaşmak mümkün. O yıllarda ise bir oyuncunun yüzünün insanların hafızasına yerleşmesi çok daha uzun bir yolculuktu.
Perran Kutman bu yolculuğun içinden geçti.
Önce sahne…
Sonra sinema…
Ardından televizyon…
Ve sonunda Türkiye’nin ortak hafızasında yer eden karakterler.
Yeşilçam Yılları: Komedinin İçinden Toplumu Görmek
Perran Kutman’ın sinemadaki yükselişi, Yeşilçam’ın hareketli dönemlerinden birine denk geldi.
“Köyden İndim Şehire”, “Salak Milyoner”, “Hababam Sınıfı”, “Gırgıriye” gibi yapımlar, yalnızca insanları güldüren filmler değildi. Aynı zamanda Türkiye’nin sosyal değişimini de perdeye taşıyorlardı.
Köyden kente göç, sınıf farklılıkları, mahalle ilişkileri, aile yapısı, kadınların toplumsal konumu, ekonomik sıkıntılar ve şehirleşme gibi meseleler çoğu zaman mizahın içine gizleniyordu.
Perran Kutman’ın oyunculuğunu ilginç kılan noktalardan biri de burada ortaya çıkıyor.
Komedi oynarken karakterlerini yalnızca “güldüren kadın” kalıbına hapsetmiyordu.
Onların öfkesi vardı.
Korkuları vardı.
Hırsları vardı.
Yanlış kararları vardı.
Ama en önemlisi, hayatla mücadele biçimleri vardı.
Bu yüzden yıllar sonra bile bazı karakterleri hatırlanabiliyor.
Bir karakterin komik olması, onun yüzeysel olması anlamına gelmiyordu.
Perihan Abla: Bir Mahalle Karakterinden Fazlası
Perran Kutman denildiğinde pek çok kişinin aklına ilk olarak “Perihan Abla” geliyor.
1986 yılında TRT ekranlarında başlayan dizi kısa sürede geniş bir izleyici kitlesine ulaştı. Yapımın gördüğü ilgi üzerine yayın hayatı TRT 1’de devam etti. Perihan karakteri, yalnızca bir televizyon kahramanı değil, adeta mahallede herkesin tanıdığı bir komşuya dönüştü. Hürriyet+1
Bence bu karakterin asıl gücü burada yatıyor.
Perihan Abla dünyayı değiştirecek büyük laflar etmiyordu.
Çoğu zaman insanların gündelik problemleriyle ilgileniyordu.
Birinin aile kavgası…
Başkasının aşk meselesi…
Mahallede çıkan bir anlaşmazlık…
Gençlerin gelecekle ilgili kaygıları…
Bunların hepsi onun dünyasına giriyordu.
Ve burada çok ilginç bir toplumsal tablo ortaya çıkıyordu.
Mahalle kültüründe bazı erkek karakterler sorunları daha doğrudan çözmeye, “Ne yapacağız?” sorusuna hızlıca yanıt bulmaya çalışırken; kadın karakterler çoğu zaman insanların arasındaki kırgınlıkları, geçmişten gelen meseleleri ve duygusal bağları hesaba katıyordu.
Fakat bunu “erkekler böyledir, kadınlar şöyledir” diye okumak bence yanlış olur.
Asıl mesele, farklı çözüm biçimlerinin aynı hikâyede birbirini tamamlamasıdır.
Örneğin kurgusal olarak mahallede bir elektrik sorunu çıktığını düşünelim.
Ahmet hemen ustayı arar, masrafı hesaplar, sorunun kaynağını bulur ve çözüm planını çıkarır.
Ayşe ise aynı anda yaşlı komşunun bu kesintiden neden bu kadar korktuğunu, çocukların neden huzursuz olduğunu ve iki komşunun zaten eski bir tartışma nedeniyle birbirine küstüğünü fark eder.
Ahmet'in yaklaşımı gereklidir.
Ayşe'nin yaklaşımı da.
Biri sorunu çözmeye çalışırken diğeri sorunun insanlar üzerindeki etkisini görür.
İşte Perran Kutman'ın canlandırdığı birçok karakterde bizi yakalayan taraflardan biri de bu insani genişliktir.
Perran Kutman Sarıtaş Adının Asıl Hikâyesi: Eğitim
Hikâyenin belki de en dikkat çekici bölümü burada başlıyor.
Perran Kutman, sanat kariyerinin yanında eğitime katkı sağlayan bir girişimde bulundu ve İstanbul’un gelişmekte olan bölgelerinden Sancaktepe’de kendi adıyla anılan bir okulun yapılmasına öncülük etti.
Perran Kutman’ın verdiği bir röportajda, okul yaptırma düşüncesinin kendisi için çok önemli bir hayal olduğunu anlattığı görülüyor. Okulun uzun yıllar boyunca öğrencilerin eğitim aldığı bir kurum olarak faaliyet göstermesi, sanatçının ekranlardaki kariyerinden farklı bir miras oluşturdu. KOMPAS.com
Bugün Millî Eğitim Bakanlığına bağlı Perran Kutman Sarıtaş İlkokulu ve Perran Kutman Sarıtaş Ortaokulu Sancaktepe’de eğitim faaliyetlerini sürdürüyor. Okulların resmî MEB sayfalarında kurumların adresi Akpınar Mahallesi olarak belirtiliyor. perrankutmansaritas.meb.k12.tr+1
İşte burada “ünlü olmak” ile “iz bırakmak” arasındaki farkı düşünmek gerekiyor.
Bir oyuncunun filmleri yıllar sonra unutulabilir.
Bir dizinin bölümleri arşivlerde kalabilir.
Ama bir çocuğun eğitim aldığı okul, çok daha farklı bir süreklilik yaratır.
Çünkü o çocuk büyür.
Bir meslek sahibi olur.
Başka insanlara dokunur.
Belki öğretmen olur.
Belki mühendis.
Belki doktor.
Belki sanatçı.
Belki de kendi mahallesinde insanların hayatını değiştiren bir işe girişir.
Dolayısıyla bir okul binasının etkisi, yalnızca duvarlarıyla ölçülemez.