Eskiden çarşıya ne denirdi ?

Sarp

New member
Eskiden Çarşıya Ne Denirdi? Asıl Mesele Kelimeden Çok, Çarşının Nasıl Bir Yer Olduğu

Çarşı kelimesini bugün o kadar doğal kullanıyoruz ki, insan bir an durup “Acaba Osmanlı döneminde insanlar alışveriş yaptıkları yere gerçekten çarşı mı diyordu?” diye düşününce konu beklenenden daha ilginç hale geliyor. Ben özellikle eski şehir hayatını, esnaf kültürünü ve günlük konuşma dilini merak edenlerin bu konuda farklı cevaplarla karşılaştığını düşünüyorum. Kimi “pazar denirdi” diyor, kimi “bedesten”, kimi “arasta”, kimi de doğrudan “çarşı” cevabını veriyor.

Aslında bu cevapların bazıları aynı anda doğru olabilir; çünkü geçmişte pazar, çarşı, bedesten, arasta, han ve kervansaray aynı şey değildi. Üstelik kelimelerin anlamları yüzyıllar içinde değişti. TDV İslâm Ansiklopedisi'nin ilgili maddeleri de bu kavramların birbirine karıştırılmaması gerektiğini özellikle vurguluyor. TDV İslâm Ansiklopedisi+1

Burada bir başka ilginç noktayı da tartışmaya açmak gerekiyor: Erkeklerin daha “veri ve ekonomik işleyiş” odaklı, kadınların ise daha “duygusal ve toplumsal” baktığı şeklindeki yaygın ayrım gerçekten tarihsel olarak kanıtlanabilir mi? Bu konuda sağlam bir tarihsel veri olmadığı için erkekleri ve kadınları iki homojen düşünce grubu gibi göstermek doğru olmaz. Bunun yerine, ekonomik/işlevsel bakış ile sosyal/duygusal bakışı karşılaştırmak çok daha açıklayıcı. Çünkü aynı çarşıya bakan iki kişinin cinsiyetinden bağımsız olarak tamamen farklı şeyler görmesi mümkündür.

“Çarşı” Kelimesinin Kökeni Neydi?

Bugünkü çarşı kelimesinin kökeni genel olarak Farsça çārsū / çâr-sû kelimesine bağlanır. Kelimenin temel anlamı “dört yön”, “dörtyol” veya kavşakla ilişkili bir alan şeklindedir. Türkçede ise zamanla dükkânların bulunduğu alışveriş yeri anlamını kazanmıştır. Türkoloji kaynaklarında da çarşı kelimesi Farsça çār “dört” ve sū “yön/yol” unsurlarından açıklanmaktadır. Nişanyan Sözlük+1

Buradaki önemli ayrıntı şu: “Eskiden çarşıya ne denirdi?” sorusunun cevabı “çarşıdan önce kesinlikle X denirdi” şeklinde tek kelimelik değildir.

Örneğin Osmanlı kaynaklarında pazar kelimesi de yaygın biçimde kullanılmıştır. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre XVI. yüzyılın sonlarına kadar kaynaklarda “pazar” kelimesinin daha sık görüldüğü, sonraki dönemlerde ise “çarşı” kelimesinin daha belirgin hale geldiği görülmektedir. Zamanla pazar daha çok belirli günlerde kurulan açık alışveriş yerlerini, çarşı ise sabit dükkânların ve yerleşik esnafın bulunduğu ticari alanları ifade etmeye başlamıştır. TDV İslâm Ansiklopedisi

Dolayısıyla “eskiden çarşıya pazar denirdi” demek kısmen doğru, fakat bütün tarihî dönemleri kapsayan kesin bir tanım değildir.

Pazar ile Çarşı Aynı Şey Miydi?

Bugünkü kullanımımızda “çarşı-pazar” ifadesi neredeyse kalıplaşmış durumda. Fakat tarihsel açıdan bakıldığında iki kavram arasında zamanla belirgin bir ayrım ortaya çıktı.

Pazar, belirli günlerde kurulan ve özellikle açık alanda gerçekleşen alışverişi çağrıştırıyordu. Köylerde, kasabalarda ve şehirlerde haftanın belli günlerinde pazar kurulabiliyordu.

Çarşı ise daha sürekli ve örgütlü bir ticari mekândı. Burada dükkânlar, zanaatkârlar ve belirli meslek grupları bulunuyordu.

Bu ayrım ekonomik açıdan oldukça mantıklı. Sürekli açık bir dükkân ile haftada bir kurulan pazar aynı ticari modele sahip değildir. Birincisinde kira, dükkân düzeni, esnaf örgütlenmesi, stok ve üretim sürekliliği gibi unsurlar önem kazanırken ikincisinde belirli günlerde oluşan müşteri yoğunluğu daha belirleyici olabilir.

Sosyal açıdan bakıldığında ise fark daha da ilginçtir. Pazar yalnızca alışveriş yapılan bir yer değil, insanların belli günlerde bir araya geldiği bir sosyal etkinlik alanı da olabiliyordu. Çarşı ise günlük hayatın sürekli parçasıydı.

Yani bir kişi “çarşıya gidiyorum” dediğinde yalnızca “alışveriş yapacağım” demiş olmuyordu. Esnafla görüşmek, haber almak, başka insanlarla karşılaşmak, üretim yaptırmak veya şehirdeki ekonomik hayatın içine girmek gibi işlevler de söz konusuydu.

Peki Bedesten Neydi?

Burada en sık yapılan hata çarşı ile bedesteni eş anlamlı sanmak.

Bedesten, Osmanlı şehirlerindeki ticaret bölgesinin önemli merkezlerinden biriydi. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre bedesten özellikle değerli malların saklandığı ve satıldığı, sağlam ve güvenli biçimde inşa edilmiş ticari bir yapıydı. Mücevher, değerli kumaşlar, silahlar ve benzeri malların ticaretiyle ilişkiliydi. TDV İslâm Ansiklopedisi

Bu nedenle ekonomik açıdan bakıldığında bedesten, modern bir alışveriş merkezinin tamamından ziyade ticaret merkezinin güvenli çekirdeği gibi düşünülebilir.

Çarşı ise daha geniş bir kavramdı.

Bir çarşının içinde bedesten bulunabilir, bedestenin çevresinde hanlar ve dükkânlar gelişebilir, belirli meslek grupları farklı sokaklarda yoğunlaşabilirdi.

Bu durum İstanbul'daki Büyük Çarşı'nın tarihsel gelişiminde açık biçimde görülüyor. Büyük Çarşı tek seferde kurulmuş devasa bir yapı değildi; iki bedestenin çevresinde hanların ve dükkânların zaman içinde yoğunlaşması, sokakların örtülmesi ve ticari alanın genişlemesi sonucunda ortaya çıktı. TDV İslâm Ansiklopedisi

Arasta da Çarşı Değil miydi?

Arasta kavramı da bu nedenle önemli.

TDV İslâm Ansiklopedisi arastayı, genellikle bir sokağın iki yanında karşılıklı sıralanmış ve aynı tür malları satan dükkânlardan meydana gelen çarşı şeklinde tanımlıyor. Kelimenin Türkçeye Farsçadan geçtiği düşünülüyor ve “düzenlenmiş, sıraya konulmuş” anlamıyla ilişkilendiriliyor. TDV İslâm Ansiklopedisi

Burada ekonomik organizasyon açıkça görülüyor.

Örneğin bir arastada belirli bir meslek grubunun dükkânlarının yan yana bulunması hem müşterinin aradığı ürünü kolay bulmasını hem de aynı işi yapan esnafın belirli bir bölgede toplanmasını sağlayabiliyordu.

Modern gözle bakarsak bunu bir çeşit sektörel kümelenme olarak yorumlamak mümkün. Bugün teknoloji şirketlerinin belirli bölgelerde, kuyumcuların belirli caddelerde veya mobilyacıların belirli semtlerde toplanmasına benzer bir mantık var.

Ancak sosyal bakış açısından arastanın başka bir anlamı da vardı: İnsanların aynı meslek grubunun oluşturduğu canlı bir çevreyle karşılaşması.

Ekonomik Bakış ile Toplumsal Bakışı Karşılaştırınca Ne Görüyoruz?

Burada “erkekler objektif, kadınlar duygusal bakar” şeklinde bir genelleme yapmak kolay olurdu. Fakat tarihsel kaynaklar bize böyle cinsiyet temelli bir ayrım yapma imkânı vermiyor. Üstelik bu tür bir yaklaşım, aynı dönemde yaşamış insanların farklı ekonomik ve sosyal konumlarını görünmez hale getirir.
 
Üst