İmsakta yeme içme ne zaman kesilir ?

Sarp

New member
İmsakta Yeme İçme Ne Zaman Kesilir? Bir Ramazan Hikayesi

Merhaba arkadaşlar! Bugün sizlere Ramazan’ın ilk gününden bir anımı paylaşmak istiyorum. Bu hikaye, imsakta yeme içmenin ne zaman kesileceğiyle ilgili başıma gelen komik ve bir o kadar da düşündürücü bir durumu anlatıyor. Gerçi sadece beni değil, biraz da eşimi, dostumu ve ailemi etkileyen bir durumdu. Aslında her Ramazan’da hepimiz bir şekilde buna benzer sorularla karşılaşıyoruz, değil mi? Şimdi size o hikayeyi anlatayım, bakalım hangi bakış açıları daha mantıklı… :)

Hikayenin Başlangıcı: Sabahın Erken Saatlerinde Bir Karar Verme Anı

Bir Ramazan sabahıydı, saat daha 4:45 falan olmuştu. Sabah ezanı yeni okunmuş ve ben uyandım. Hani o klasik Ramazan sabahları vardır ya, biraz uykusuz ama bir o kadar da huzurlu… O sabah da öyleydi. Gözümü açar açmaz, mutfağa doğru yöneldim. “Şu koca oruç günü başlamadan önce bolca karnımı doyurayım, sonra da uyurum.” diye düşündüm. Hedefim; güzel bir sahur yapıp, imsak vaktini kaçırmamak.

Tabii ki ben tek başıma değilim, evde sevgili eşim Ayşe de uyanmıştı. Her zaman olduğu gibi, sahur hazırlığını birlikte yaparız. Ayşe, her zaman olduğu gibi çok düzenliydi. Yani, bu işin mutfağındaki "stratejik yönetici" oydu. Benim rolüm ise genelde hızlıca her şeyi bitirip yemeklerimi yedikten sonra bir an önce uyumaktı. Ayşe, işi "planla ve sonra uygulayalım" mantığıyla yapar, ben ise "hemen çöz, sonra düşünürsün" yaklaşımıyla işlerimi hallederim.

Ayşe'nin Empatik Yaklaşımı: Zamanı Yönetmek

Ayşe, o sabah da öyle yaptı. "Bak, 5 dakika daha var, hadi sen birazdan başlayabilirsin ama sabah ezanı ile imsaktan önce bir şeyler içip yiyelim, sonra da biraz dinlenelim," dedi. Ben de “Aman, bir dakika daha beklerim, öğleden sonra daha çok acıkacağım,” dedim ve hazırlıklara devam ettik. Ayşe, başını sallayarak beni uyardı, “Evet ama imsakta yeme içme tamamen kesilmeli. Yani, biz de birkaç dakika önce hazır olalım, zamanı doğru değerlendirelim.”

Ayşe'nin yaklaşımı her zaman daha dikkatli ve empatikti. O, sadece kendisini değil, başkalarını da düşünerek hareket ederdi. Yani, imsakta yeme içme zamanını kontrol etmenin sadece bir işaret olmadığını, dini bir sorumluluk ve aynı zamanda başkalarının rahatsız olmaması için önemli olduğunu vurguladı.

Benim yaklaşımım ise biraz daha çözüm odaklıydı. "Eee, sonuçta imsakta yeme içme kesiliyor diye, 5 dakika önce başlayıp biraz daha fazla yiyip içmek çok da kötü olmaz, değil mi?" diye düşünüyordum. Fakat, Ayşe’nin empatik yaklaşımı gerçekten de bana zamanla doğruyu gösterdi. İmsak, sadece biyolojik bir mesele değil, aynı zamanda bir irade sınavıydı.

Hikayenin Dönüm Noktası: Saatin Son Dakikaları

Saat tam olarak 4:55 olmuştu. “Son 5 dakikam var,” dedim. Ayşe hemen uyarmaya başladı, "Bak, imsaktan önce en son birkaç lokma alabiliriz ama 5 dakikayı geçmemeliyiz. Eğer geçersek, oruç bozulur." O anda gözlerim biraz büyüdü. “Ay, doğru söylüyorsun,” dedim ama kalbim biraz hızlandı. Sonra bir bakıma kendime sorular sormaya başladım, “Hangi zaman diliminde son bir lokma yediğimi nasıl anlayacağım? İmsak tam olarak ne zaman başlıyor?” Gerçekten biraz kafam karıştı.

O esnada, Ayşe’nin yüzüne baktım. Bir an duraksadı ve sonra gülümsedi, "Benim için önemli olan, o son lokmanın gerçekten imsakta kesildiğinden emin olmak, içimde hiç soru işareti kalmamalı." Bunu söylediğinde, aslında içimdeki çözüm odaklı yaklaşımı sorgulamaya başladım. Sonuçta, her şeyin zamanı vardı ve bu zamanı doğru şekilde yaşamak gerekiyordu.

Çözüm: Strateji ve İlişkiler Arasında Bir Denge Kurmak

Sonunda zaman daralmıştı. Ayşe, imsak vaktini hatırlayarak son bir çay içimlik zamanı bitirmemi önerdi ve gözlerimi takip ederek "Hadi bakalım, zamanı geçirme!" dedi. Ve biz gerçekten de tam zamanında, imsakta yeme içmeyi kestik. O an ne kadar rahatladığımı anlatamam. O sabah her şeyin düzgün gittiğini görmek, bana bir ders verdi. Evet, ben çözüm odaklıydım ama bazen zaman ve ilişki odaklı düşünmek de çok önemli olabiliyor. Ayşe'nin empatik yaklaşımını takdir ettim; sonuçta, insan sadece kendisini değil, çevresindekileri de düşünerek hareket etmeli. Bu, Ramazan'da, imsak vaktini tam zamanında kesmenin, doğru bir ibadet olduğunu bana hatırlattı.

Sonuç: Zamanı Anlamak, İnsanı Anlamaktır

Gün boyunca, imsakta yeme içmenin ne zaman kesileceğini tam anlamıştım. Sadece fiziksel olarak değil, zihinsel ve ruhsal olarak da doğru zamanı anlayabilmek önemli. Belki de bu, Ayşe'nin empatik bakış açısının bir yansımasıydı. O, her zaman çevresini düşünerek hareket ederdi. Benim bakış açım daha çok stratejikti: Ne zaman başlamalı, ne zaman bitirmeli, ne kadar yemeliyim? Fakat sonunda fark ettim ki, bu mesele sadece bir plan yapmaktan ibaret değil. Zamanı doğru kullanmak ve başkalarının zamanını da doğru kullanmalarına olanak sağlamak, gerçekten büyük bir erdem.

Sonuçta, imsakta yeme içmenin zamanı sadece fiziksel bir mesele değil, insanın hem kendi içindeki hem de başkalarıyla olan ilişkisini düzenleyen bir süreçtir. Her zaman bir çözüm yolu vardır, ama bu çözüm, başkalarını ve zamanı da göz önünde bulundurmayı gerektirir.

İşte böyle, arkadaşlar. Hangi bakış açısının daha doğru olduğunu sizce de merak etmediniz mi? Hem stratejik hem de empatik yaklaşımlar arasında bir denge kurmak, hayatın her alanında olduğu gibi Ramazan’da da çok önemli.