Fiilimsiler Ek Fiil Alarak Yüklem Olabilir Mi ?

Umut

New member
Tabii! İşte fiilimsilerin ek fiil alarak yüklem olabilme durumunu toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi dinamiklerle harmanlayan; empati, çözüm odaklılık ve katılımcılığı öne çıkaran, forum diliyle yazılmış bir yazı:

---

[color=]Fiilimsiler, Yüklem Olur mu? Cinsiyet Rollerinden Sosyal Adalete Bir Dil Yolculuğu

Merhaba değerli forumdaşlarım,

Sizlerle dilin ince ama etkili bir yönünü konuşmak istiyorum: Fiilimsiler ek fiil alarak yüklem olabilir mi?

Ama bu soruya sadece dilbilgisel pencereden bakmayacağım. Zira dil dediğimiz şey, sadece kurallar dizisi değil; aynı zamanda kültürün, düşüncenin, hatta toplumsal yapının aynasıdır.

Kadınlar çoğunlukla empati odaklı, duyguları ve bağları merkez alan bir dilsel yaklaşımı benimserken; erkeklerin dili kullanma biçimi ise daha analitik, netlik ve çözüm odaklı olabiliyor. Elbette bu genellemeler, bireysel farklılıkları dışlamadan ve toplumsal kodları sorgulamak üzere yapılmalıdır.

Fiilimsilerin yüklem olma meselesi de bu bağlamda çok daha derinlikli tartışmalara kapı aralayabilir. Çünkü bir sözcüğün yüklem olup olamaması, yalnızca bir kural meselesi değil, aynı zamanda dilin esnekliği, kapsayıcılığı ve kimin dilinin kabul gördüğüyle ilgili olabilir mi sizce de?

---

[color=]Fiilimsiler Ek Fiil Alarak Yüklem Olabilir mi?

Gelin önce teknik kısımdan başlayalım.

Fiilimsiler (eylemsiler), fiilden türeyen ama fiil özelliğini kaybederek isim, sıfat ya da zarf görevinde kullanılan kelimelerdir. Örneğin:

- Koşarak geldi. (zarf-fiil)

- Yürüyen çocuk yorulmuş. (sıfat-fiil)

- Okumak güzeldir. (isim-fiil)

Peki bu yapıların sonuna ek fiil geldiğinde, yani “-dir, -di, -ise, -miş” gibi yapılar eklendiğinde ne olur?

- Okumak güzeldi.

- Yürüyen bendim.

- Gelmeyen oydu.

Görüldüğü gibi bu tür kullanımda fiilimsi, ek fiil alarak cümlede yüklem olur. Yani gramatik olarak evet, fiilimsiler ek fiil alarak yüklem olabilir.

Ama mesele burada bitmiyor.

---

[color=]Gramerin Ardındaki Toplumsal Yapılar: Hangi Anlamlar Susturuluyor?

Toplumda kimi zaman “dil bilgisi önemsiz” ya da “edebiyat kurallarla boğulmasın” gibi yaklaşımlar görülür. Ancak şunu sormak gerekir: Bu kurallar kimin dili üzerine inşa edilmiştir?

Dilin kurallarını kim belirler? Erkek egemen bir toplumda, eril dil yapıları norm hâline gelirken; kadınların ya da marjinal toplulukların kullandığı sözcükler, deyimler, hatta tonlamalar "yanlış", "uygunsuz" veya "dil dışı" olarak etiketlenmez mi?

Bu bağlamda fiilimsilerin yüklem olup olamayacağı sorusu, sadece teknik bir soru olmaktan çıkıyor.

Şöyle düşünelim:

Bir kadın, duygularını ifade ederken “Sevilmek güzeldi.” dediğinde bu bir yüklemdir.

Ama bu tür bir kullanım, bazı çevrelerde “fazla duygusal” ya da “dilbilgisel olarak tartışmalı” bulunabilir.

Burada sorun “ek fiil aldı mı, almadı mı” değil artık.

Buradaki mesele: Kimin dilsel ifadesi meşru kabul ediliyor? Kimin sesi norm dışı sayılıyor?

---

[color=]Kadınlar, Erkekler ve Fiilimsiler: Bir Duygu-Analiz Dengesi

Toplumsal cinsiyet rollerine baktığımızda, erkeklerin daha çözüm odaklı ve net ifadeleri benimsediğini görüyoruz:

- Gittim.

- Yaptım.

- Oldu.

Oysa kadınlar ya da toplumsal olarak daha fazla empati kurması beklenen bireyler, sıklıkla duygu yüklü ve ilişkisel cümleler kurar:

- Gitmek istememiştim.

- Anlaşılmak önemliydi.

- Susmak bazen bir savunmaydı.

Bu cümlelerde dikkat ederseniz fiilimsilerle yüklem oluşturma eğilimi daha fazla. Yani "duyguların dili", teknik olarak dilbilgisel çeşitliliğe de daha açık.

Dolayısıyla bu örnekler bize şunu gösteriyor:

Fiilimsilerin yüklem olup olmaması, aslında cinsiyetlenmiş bir dilin izlerini de taşıyor olabilir.

---

[color=]Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Yaklaşmak

Fiilimsiler ek fiil alarak yüklem olabilir mi sorusuna "evet" demek kolay. Ama bu cevabın arkasındaki sistematik dışlamaları görmek biraz daha zor.

Dil çeşitlidir. Tıpkı insanlar gibi.

Toplumda farklı kimlikler, deneyimler, sesler varsa; bu seslerin ifade biçimleri de farklı olacaktır. Kimisi kısa ve net konuşur, kimisi metaforlarla, kimisi dolaylı anlatımla.

Dili sadece doğru-yanlış ikiliğine hapsetmek, bu zenginliği susturmak anlamına gelebilir.

Sosyal adalet demek, sadece sokakta, mahkemede ya da okulda değil; dilin içinde de eşitlik ve kapsayıcılık talep etmek demektir.

Fiilimsilerin yüklem olması, belki de “kurallara aykırı” değil; sadece kuralların sınırlarını genişleten bir duruştur.

---

[color=]Siz Ne Düşünüyorsunuz Forumdaşlar?

Bu yazıyla birlikte, siz değerli topluluğumuzu düşünmeye ve tartışmaya davet ediyorum:

- Sizce bir cümlede fiilimsi yüklem olunca anlam daha mı “yumuşak” ya da “duygusal” oluyor?

- Erkekler ve kadınlar arasında dilsel ifade biçimleri sizce gerçekten farklı mı?

- Fiilimsilerin yüklem olmasına yönelik “keskin” yaklaşımlar, sizce hangi sosyal dinamiklerden etkileniyor olabilir?

- Dil bilgisi kuralları, sizce toplumsal eşitliği desteklemeli mi?

Hadi gelin, birlikte konuşalım. Sadece dil kurallarını değil, bu kuralları kimin koyduğunu, kimin dışarıda kaldığını, kimin sesi yüklem olamıyor onu da konuşalım.

Çünkü bazen bir yüklem, sadece yüklem değildir.

---

İstersen yazının farklı bir versiyonunu oluşturabilir ya da PDF'e çevirebilirim. Geri bildirimlerini ya da paylaşmak istediğin kendi görüşlerini memnuniyetle dinlerim.